20 Kasım 2014 Perşembe

Kısa Felsefe Tarihi.



 

Milet Okulu (Milattan önce 7. yüzyıl) Thales, Anaksimandros, Heraklit, Anaksagoras

Evrenin hangi maddeden yapıldığını sordular. Thales: su, Heraklit: ateş dedi. Bilimsel gelişmeye de yol açan bir merak anlayışı geliştirdiler. Varsayımlar, gerçekler toplayıp hipotez üretmek ve bunları sınamak bu filozofların görüşlerinden türemiştir.Dmy.info/Felsefenin Konuları

Pre Sokratik- Sokrates Öncesi Felsefe (Mö. 7-5 yy.) Empedokles, Parmenides, Elealı Zeno , Öklid, Pisagor

Bu düşünürler şeylerin özüyle ilgilendiler. Birlik ve çokluk hakkında fikirler yürüttüler. Zaman ve hareket teorisi(Zeno), Mantık ve matematik teorisi(Öklid ve Pisagor) önemlidir. Parmenides’in birlik ve Pisagor’un matematik düşünceleri Platon’un formlar fikrini etkilemiştir.

Doğu Felsefesi (Mö.6-5 yy.) Lao-Tse, Konfüçyüs, Buda

Konfüçyüs hak, adalet, toplum ve davranışlar hakkında bürokrat gözüyle eserler vermiştir. Buda- aydınlanmış kişi- hayatın bir katlanma olduğunu, bu acıyı aşmak(nirvana) için aşırı uçlardan sakınmak gerektiğini söyledi. Lao Tse her şeyin altındaki gerçeği aradı. Tao- yol- adlı anlayışı geçmiş, gelecek ve çevre gibi unsurlarla uyumlu yaşamayı öğütler.

Sokrates, Platon, Aristoteles (Mö.5-4 yy.)

En büyük üç filozof olarak hatırlanırlar. Söyledikleri bugün de felsefenin odağındadır. “Büyük üçlü” diye adlandırılabilir. Platon Sokrates’in öğrencisi; Aristoteles de Platon’un öğrencisidir. Sokrates insanlarla sohbet ederek onların hayatı sorgulamasını sağlıyor, buna da doğurtma diyordu. Felsefeyi bir yaşam yolu olarak gördü. Bir şey yazmadı ama devlete ve kayıtsızlığa karşı duruşu birçok filozofu derinden etkiledi. Onunla ilgili bilgilerin çoğunu Platon diyaloglar halinde yazmıştır. Platon “Akademi” adlı batıdaki ilk yüksek öğrenim merkezini kurarak yüzlerce filozofun yetişmesini sağladı. Formlar teorisi maddi dünyanın ideaların bir yansıması olduğunu söyler. Bilgi bir hatırlamadır. Gerçek, ideal formların bir yansımasıdır. Aristoteles bilginin en büyük çalışanıdır denilebilir. Biyoloji, etik, mantık, metafizik, mantık ve saire tüm bilimlerin gelişmesine yol açmıştır. O da “Lise” adlı yüksek öğrenim merkezini kurmuştur.İlk mantıkçı ve biyolog olarak tanımlanır. Hristiyan, İslam, natüralis ya da materyalist gibi çok çeşitli felsefi anlayışlarda adı geçer. Platon’un formlar teorisini natüralist açıdan yorumlamıştır. Bak:dmy.info/sokratesin-olumu/ Bak: Dmy.info/platon-devlet

Hedonizm Epikür (Mö.4.yy.)

Hazcı ahlak sistemini geliştirdi. Zevk en iyi şeydir dedi. Zevkin kalitesi miktardan daha önemlidir dedi. Atomcu bir anlayışa sahipti. Her şeyin görünmez parçacıklardan yapıldığını yazdı. Epikürcüler sınırsız dünyalar- galaksiler- olduğuna inandı.

Stoacılar Zeno, Seneca, Epiktetus, Markus Aurelius (Mö.3.4. yy.)

Stoa Zeno’nun ders verdiği avluya verilen addır. Dünyanın tanrı tarafından konulan sarsılmaz yasalarla yönetildiğine inanırlar. Her şey bir nedenle olur. İlahi kanunlara uyum hayatın amacı olmalıdır. Tanrı bir uyum yaratmak amacındadır.

Septikler- Skeptikler- Şüpheciler  Timon, Antisthenes, Sextus Empiricus(Mö.5.yy Ms. 2.yy.)

Var olan tüm fikirleri eleştirmek amacındaydılar. Tüm dogma ve doktrinleri reddettiler. Hiçbir şey tam olarak bilinemez. Şüphe aklın en savunulabilir yanıdır. Epirisizm ve  bilimsel yöntemin doğumunu sağlamışlardır.

Kinikler Diyojen (Mö. 4.- Ms. 6.yy.)

Zevkler doğal değildir ve zararlıdır. İnsanın kendini terbiye etmesi tek yoldur. Dogmalardan ve varsayımlardan uzak durmak gerekir. Bireysel hırslar, zenginlik, ün kötü şeylerdir. İnsanı sürükleyen, iştaha bağlı dürtülerin bertaraf edilmesi gerekir. Hayat sade bir şekilde sürdürülürse anlamlandırılabilir ve katlanılabilir.

Orta Çağ Felsefesi Boethius, Abelard, Ockham’lı William, İbn Rüşd, İbn Meymun, Anselm, İbn-i Sina, Aquinas, Dante, Duns Scotus ( Ms.6.yy.- 15.yy)

Rasyonalizme sıkı bağlılık vardır. Bu dönem Hristiyan Felsefesi ve İslam Felsefesi ile şekillenir. Genellikle tanrı eksenli bir felsefe vardır. Tanrı bilim ve ahlakın sebebi- sonucu olarak nitelendirilmiştir. Var oluşa ve ilahi tasarımlara yorumlar getirildi. Nedenselliğin insanlığı tek başına kurtaramayacağı savunuldu.

Büyük Bilimsel Adımlar Bacon, Kopernik, Kepler, Galileo (15 ila 17. yy.)

Köhne düşünceler gözden geçirildi. Batlamyus’un dünya merkezli evren fikri Kopernik tarafından eleştirildi. Güneş merkezli sistem ve gök hareketleri hakkındaki yorumları kiliseye aykırıydı. Tüm dünyanın içinde bulunduğu ruh halini bu astronomik çabalar değiştirdi. Kepler bunu matematik temellere dayandırdı. Galileo matematik ve bilimi birleştirerek yeni bilimsel görüşler ortaya kordu. Teleskopu ilk defa kullandı. Kopernik’in fikirlerinin doğruluğunu kanıtladı. Francis Bacon bilimin babalarından biridir. Avukat ve yazar olmasına ve bir keşif yapmamasına rağmen indüktif metoda ses getirdi. Bilginin gözlem ve deneyle işlenmesini savundu. Skolastisizmin tam aksi olan fikirler modern felsefeye yol açtı.

Çağdaş Felsefenin Doğuşu Hobbes, Descartes, Newton (17-18. yy.)

17 yüzyıl ve sonrası Bacon ve Galileo’nun açtığı yoldan yürüyen Hobbes gibi düşünürlerce şekillendi. “Bilimlerin bilimi” ya da öncül bilgi kurmaya çalışıldı. Böylelikle doğa, insan ve toplum bilgisine felsefe ile yaklaşıldı. Maddi evrenin varlığın hareketlisi olduğu Hobbes tarafından savunuldu. Hobbes Leviathan adlı kitabında otoriter yönetimi savunmuştur. Hayatın yorucu, acı, yalnız ve kısa olduğunu söylemiştir. Modern felsefenin babası olarak nitelenen Descartes ise şüpheciliğin binasını inşa etmiştir. Sadece kendisinin düşündüğünden şüphe etmemiştir. Kalan her şey şüphelidir. “Düşünüyorum o halde varım.” cümlesi ile tanınan filozof tekbenciliği ve rasyonalizmi bugünlere taşıyan düşüncelere sahiptir. Matematik ve metafiziğe önemli katkılarda bulunmuştur. Isaac Newton ise fiziği bilimleştiren kişidir. Klasik fiziğin kanunlarını kayda geçirmiştir. Evrenin işleyişi açısından filozofların büyük bir yardımcısı olmuştur. Onun fiziği yasalaştırması gibi, daha sonra Immanuel Kant, felsefenin yasalarını oluşturmaya çalışacaktır.

Çağdaş Felsefenin Temelleri Spinoza, Leibnitz,Locke, Berkeley, Hume, Rousseau, Kant (17-19.yy.)

Spinoza ve Leibniz, Descartes’ın Kartezyen dualizmi adını verdiği düşünceden etkilendi. Kendi metafizik sistemlerini oluşturdular. Descartes, Spinoza ve Leibniz iyilik yanlısı bir tanrı düşünmüşlerdi. Spinoza evrenin oluşumuyla tanrıyı bir tuttu. Panteizmin bu dönemdeki odağıdır denilebilir. Deus Sive Natura- Yani “tanrı ya da doğa” tümcesi ile tanınır. İkisi birbirinin yerine kullanılabilir. Leibniz monadoloji adlı çalışmasıyla tanınır. “Monad” adını verdiği metafizik birimlerin maddeyi oluşturduğunu söyler. Zihinsel ya da fiziksel her şeyin monad adını verdiği birimlerce oluştuğunu söyler. Bunlar bölünemez. Evrendeki değişimler de her monadın çalışmasına göre şekillenir. Şeyler- olaylar sadece tanrının müdahalesiyle bağlıdır. John Locke, Bacon’ın deneyciliğiyle, Descartes’ın şüpheciliğini  birleştirdi. Felsefeyi problem çözme aracı olarak tanımladı. İnsanın boş bir levha gibi doğduğunu her şeyin deneyimden geldiğini söyledi. George Berkeley adlı psikopos ise maddenin sadece zihnin bir temsili olduğunu söyledi. Berkeley Locke’a, David Hume da Berkeley’e karşı çıktı. Şüpheciliğin bilgi ve gerçek yolunda var sayılabilecek en önemli nokta olduğunu söyledi. Kant’ı uykudan uyandırdı. JJ. Rousseau etik ve politik felsefe ile ilgilendi. Toplum sözleşmesi, İtiraflar gibi çalışmalarında insanın “iyi” olarak doğduğunu ve toplumun onu bozduğunu söyledi. Toplumun itici gücünün genel istekler olduğunu ve buna saygı duyulması gerektiğini belirtti.Immanuel Kant felsefe tarihinde en çok anlaşılmaya çalışılan kişidir. Çoğu kişiye göre en felsefi soruları sormuştur. Descartes, Spinoza ve Leibniz’in rasyonalizmi ile; Locke, Berkeley ve Hume’un deneyciliğini aynı paydaya getirmiştir. Zıtlıkları aynı felsefede birleştirdi. Saf Aklın Eleştirisi adlı çalışmasında belirttiği gibi: Gerçekler(numenler) bilinemez, görüngüler(fenomenler) yani görünen dünya ise yasalarla yönetilir ve bilinebilir. Bilginin duyudan gelmediğini savundu. Süreklilik, gereklilik, bilgi gibi konseptlerin bize birleşik bir dünya bilgisi verdiğini, ahlaki eylemlerin “görev duygusu” ile şekillendiğini söyledi. Bakınız: dmy.info/immanuel-kant-felsefe/

Kant Sonrası Düşünürler Schopenhauer, Fichte, Hegel, Marx (19.yy)

Schopenhauer gerçeğin itici gücünün “istek” olduğunu söyledi. Ona göre gerçeği anlamak için içeri bakmalıyız, dışarı değil. Yani evrenin dışı ya da ruh gibi gizemleri değil kendimizi incelemeliyiz. Ona göre tüm insanlık uğraşı boştur. Hayatın ilacı “vazgeçiş”tir. Hegel tez, antitez, sentez üçlemesini popüler hale getirdi. Tanrı ve akıl birliğini savundu. Devleti en yüksek ahlaki örgüt olarak tanımladı. Karl Marks Hegel’in diyalektiğinden yola çıkarak sınıf çatışmasını betimledi. Politik felsefenin ve siyasetin en meşhur ismidir. Kapitalist- anamalcı- güdümlü ekonomik eşitsizliği ve sanayileşen toplumun görünümünü en iyi o anlattı.Dmy.info/filozoflar

Hümanist Felsefe- Modern Bilimin Doğuşu Comte, J.S. Mill (19-20 yy.)

Auguste Comte pozitivist genelde felsefe ile ilişkilendirilir. Metafiziği anlamsız gören bu felsefeye göre bilimsel metot problemlerin çözümünde tek yoldur. İnsanın sorgulamalarına gözlem ve deneyle yanıt verilebilir. “İnsanlık Dini” dediği bir olgu ile laik bir anlayış getirmeye çalıştı. JS. Mill ondan etkilendi. Özgürlük Üzerine adlı çalışması ifade ve kadın özgürlükleri üzerine baş yapıttır. Biyolog Darwin Türlerin Kökeni adlı çalışmasıyla insanlık algısını kökten değiştirmiştir. Evrim ve doğal seçilim fikirleri tarihi etkileyen ciddi adımlardandır.

Nihilizm- Hiççilik& Egzistansiyalizm- Varoluşçuluk Kierkegaard, Nietzsche, Heidegger, Sartre, Dostoevsky, Camus, Kafka, Hesse (19-20 yy.)

19. ve 20. yy. varoluşçularına göre var olmak özden önce gelir. Kierkegaard düşüncenin kurucusu olarak ünlenir. Korku ve titreme insanı var oluşu fark etmeye sürükler. Heidegger’egöre ölüm fikri bir hiçlik hissi oluşturur, insanlar doğal olmayan alışkanlıklara sığınarak özgür iradelerini terk etmek isterler. “Biz özellikle yalnızız” der. Dünyaya yalnız gelip yalnız gitmekteyizdir. Sartre ise insanın farklılığını hareket ederken aynı zamanda farkında olabilmelerine bağlar. A priori(önsel) bir hayat anlamı yoktur. En büyük uğraş bu rastgele olasılıklı dünyada kendimize anlam vermektir. Bu da sinir harbine ve ölüm korkusuna yol açar. Nihil- Latince “hiç” gerçeğe dair beyanları reddeden, doğru ya da yanlışa inanmayan düşünceye verilen addır. Nietzche, Güç İstenci’nde nihilizmin köklerini anlatmıştır. Köle ve efendi ahlakını anlatmış, ikisinin ayrımlarını belirtmiştir. Hristiyanların köle ahlakına sahip olduğunu, insanlığın ezik tarafını temsil ettiğini söyler. Gerçek ve olgu diye bir şey yoktur. Bunlar bir yorumdur. İnsanlığın tek umudu Übermensch- Üstinsan’a ulaşmak ve dini aşmak olmalıdır. En.Wikipedia ‘dan DMY tarafından derlenmiştir. Bakınız: dmy.info/varolusculuk-nedir-felsefesi

19 Kasım 2014 Çarşamba

FELSEFEYE BAŞLARKEN

      
     Hiç kuşkusuz felsefe; sorgulayan, irdeleyen, ufkumuzu genişleten, dogmacılığı reddeden ve bir o ölçüde bizlere belirli bir düşünce kazanımı sağlayan bir alandır. Felsefe basmakalıp düşünce kalıntıları yerine eleştiri-ye açık, tartışılabilir fikirlerin bizde yer etmesine öncülük eden bir disiplindir. Evrende bu gezegen yerinde var-lığını devam ettirdikçe ve üzerinde akıllı bir varlık olan insanoğlu yaşadıkça felsefi faaliyetler de yok olmayacaktır.  Ancak felsefeyledir ki - deyim yerindeyse - insan beyninin buzlanması önlenecektir. Her ne kadar felsefi bilgi öznel (sübjektif) olsa bile bizlere, yanlışa itaat etmeyi değil; doğruya şapka çıkarmayı öğretmektedir.
          Felsefe monoton (tekdüze) değil dinamik ve diyalektiktir. Tek yanlı bakış açıları yerine çok yönlü bakış açılarını; tekçi (monist) düşünce zemini yerine çoğulcu (plüralist) düşünce zeminini temel almaktadır. Felsefe kişiye tapınma yanlısı değil, kişilerin akıl yürütmelerine değer verip onları saygınlaştırmayı esas alan bir bilgi etkinliğidir. Felsefe, Tevfik Fikret'in ifadesiyle "Beşeriyet milletim, yeryüzü vatanımdır" anlayışını esas alarak evrensel değerlerin tüm lokal değerlerin üzerinde olduğu gerçeğini bize kavratmaktadır. Bu cümleden olarak, felsefe insanoğlunu birbirine düşürmeyi değil; yüksek tolerans ve mutedil bakış açılarıyla toplumsal uzlaşma kültüründen haberdar olmamızı sağlayan bir çabalar bütünlüğünü yapılandırıp bunları yaygınlaştırmaktadır.
          Bir zamanlar felsefeye şu eleştiri çokça yapılmıştır. Bu kadar bilim dalı varken felsefeye ne gerek vardır diye. Ünlü Fransız felsefe tarihçisi Prof.Dr. Alfred Weber'in ifadesiyle "Felsefe olmasa bilimler birer cansız beden gibidirler." Pek tabii ki, felsefedir  bilimlere yol gösteren ve dinamizm kazandıran. Felsefedir bilimleri sorgulayan, adeta yargılayan, üstüne üstlük onu denetleyen ve bir tür babalık eden. Bu açıdan önceleri bilim-lerin anası olan felsefe günümüzde baba rolünü de üstlenmiş bulunmaktadır. Çünkü, felsefe bilimlerin sonuçlarının insanlığa yararlarını yorumlayan, varsa zararlı yönlerini de tartışan ve vurgulayan bir konumdadır.
          Bilimlere yeni konu alanları açan, tartışarak daha mükemmele ulaşmalarını sağlayan, insanlığın yeni sorunlarını gündeme getiren ve istesek de istemesek de irademizin dışında objektif olarak küreselleşen dünya-mızın global sorunlarının çözümünü arzu eden ve öneren bir konumdadır felsefe. Tarihte sözlü kültür yerine yazılı kültürü esas alan gündelik değil kalıcı gayretler yoğunluğudur felsefe. İnsanın insan olarak yeryüzündeki konumunu koruyan ve erdemli bir varlık oluşunu pekiştiren bir yönü vardır felsefenin. İnsanın en temel özelliği olan aklına işlerlik kazandıran bir yönü vardır felsefenin. Bu nedenledir ki, Montaigne "Dünyanın en büyük cezaevi, cahil insanın kafasının içidir" demektedir.

18 Kasım 2014 Salı

Felsefe Nedir?



Felsefe veya düşünbilimsözcük köken olarak Yunanca φιλοσοφία seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" vebilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. "phileo"=sevgi "sophia"=bilgi veya bilmek kelimelerinden türemiştir. Philosophia=bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, bilgi severlik, araştırmak ve peşinde koşmak anlamlarına gelmektedir. Filozof da bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişidir.

Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya "filozof" adı verilmiştir.
Felsefe; varlıkbilgigerçekadâletgüzellikdoğrulukakıl ve dil gibi konularla ilgili genel ve temel sorunlarla ilgili yapılan çalışmalardır.Felsefe düşünce sanatı olarak da bilinir.
Filozof sözcüğü philos (sevgi) ve sophia (bilgelik) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Yani bilgeliği seven kişi anlamındadır. Filozoflar, genel anlamda varoluşu, süreçleri ve işleyişi (doğa, sosyal yaşam, matematik vs.) açıklamak için düşünen, bu düşünme eyleminden mantıksal yeni (farklı) sonuçlara varan ve bu sonuçları ifade etmek için yeni tanımlar ve yeni bilgi üreten kişidir. Filozoflar hayata yeni sözler, cümleler ve bilgiler koyarak insan yaşamında önemli bir yer edinmişlerdir. Öğüt verici bilgileri ile insanların hayatlarında daha kolay bir yaşam için uğraş vermişlerdir.